Bu yüzü sadece 50 kişi gördü!
Pazartesi, Kasım 05, 2007
<< Ana Sayfa - Main Page>>
Mezarının bulunmasından bu yana sadece 50 kişinin görebildiği Mısır'ın gizemli firavunu Tutankamon'un yüzü ilk kez sergileniyorArtık herkes görebilecek
Mısır'ın en genç ve gizemli firavunu Tutankamon'un yüzü ilk kez sergileniyor. Tutankamon'un mumyası, Mısır'ın Luksor kentindeki Krallar Vadisi içindeki mezarında iklim kontrollü bir kutu içinde dün sergilenmeye başlandı. Mısır firavunları arasında en fazla ilgi çeken Tutankamon'un mezarı İngiliz kâşif Howard Carter tarafından 1922'de bulunmuştu.
3 bin yıldan fazla oldu
Mezarın bulunmasından bu yana firavunun yüzünü yalnızca 50 kişinin, lahdini ise binlerce kişinin gördüğü tahmin ediliyor. 3 binden fazla yıl önce genç yaşta ölen Tutankamon'un yüzü, mumyalama tekniği sayesinde aynen korunmuştu. Firavunun yüzü, sergi boyunca da ısı ve nemden korunacak.
Hazine tehlikede
9 yaşında taç giyen ve 19 yaşında hayatını kaybeden Tutankamon'un mezarında bulunan hazineler, dünyayı büyülemiş ve milyonlarca ziyaretçiyi Krallar Vadisi'ne çekmişti. Mısırlı arkeolog Zahi Havas, Tutankamon'dan geriye kalanların ve diğer kutsal emanetlerin, kalabalık grupların mezara beraberlerinde getirdikleri sıcak ve nemden dolayı tehdit altında olduğunu belirtiyor.
Yarası öldürdü
Krallar Vadisi'nde 3300 yıllık mezar odasından çıkarılan Tutankamon mumyası 2005'te röntgen cihazıyla üç boyutlu olarak incelenmişti. Ünlü firavunun öldürülmediği, muhtemelen uyluk kemiğindeki yaradan öldüğü açıklanmıştı.





Etiketler: Bu yüzü sadece 50 kişi gördü
Cuma, Kasım 02, 2007
[SİNEMA ELEŞTİRİSİ] Sıfır dediğimde: Yitiğin peşinde
Cuma, Kasım 02, 2007
<< Ana Sayfa - Main Page>>
Önce şu satırları zihnin bir yerine not etmenizi rica ediyorum: En genel anlamıyla sanat (kadraj daraltarak buna sinema da diyebilirsiniz) 'arayış' demektir.Sanatçı ise arayış içinde olan, kendi yetenek ve düşünce sıkletine göre arayan kişi... Şu satırlar da, geçen haftaki yazımızdan bir parça: "Batı, dünyevi hayatı sevip yönetmeye kalktıkça sekülerleşirken, Doğu ölümle olan ilişkisinden ötürü mistikleşir. Korku, yaşam ve ölüm kavramlarının birbirini kestiği kaderdenk noktalarında bekler kültürleri. Doğulu için gizli bir hazza dönüşürken, Batılı için acı demektir. Korkunun beslendiği en önemli gıda bilinçaltıdır. Toplumlar ne kadar güçlü bilinçaltına sahipse korku üzerlerinde o kadar etkili olur. Batı kültüründe korkunun tesir edebilmesi için sonradan oluşturulmaya çalışılan bilinçaltı, Doğu'da hep vardır." (Fazlasını hatırlamak isteyenler Saw-Testere filmiyle ilgili eleştirimizi okumalılar.)
Sinemanın kült olmuş birçok filmine baktığımızda (Matrix-Yüzüklerin Efendisi) Batı kültürel kodlarıyla açılımı yapılan karakterlerin öyküsünü izlediğimizi görürüz. Matrix'in bizzat kendisi (çözülemeyecek kadar fazla veri ihtiva eden şey) kötülüğü temsil eder. Oysa Doğu mistisizminde bu tanımın karşılığı Yaratıcı'dır. Keza Yüzüklerin Efendisi'ne baktığımızda betimlenen orta dünya ile bizim masal metinlerinin benzeştiğini görürüz. Ancak kahramanlar ve olay örgüsü birebir benzeşmez. Bahsi geçen filmdeki tasvir edilen dünya alabildiğince kasvetli iken bizim masal devlerimizde bile bir şirinlik vardır. En temel fark ise finalde yaşanır. Bizim masallarımız hep mutlu biter; onlar erer muradına zira!
Sıfır Dediğimde, bu satırların yazarının yıllarca eleştiri-yorum adı altında anlatmak istediklerinin bir nevi pratiğe yansımış hali sanki. Bu nedenle filmi izlerken inanılmaz heyecanlandım. Bunun iki nedeni vardı: İlki, Gökhan Yorgancıgil'in filmini adeta ilmek ilmek örmesi ve anlattığı hikayeye vâkıf olması. İkincisi ise meseleye içinde bulunduğu kültürün kodlarıyla yaklaşması. Filmin tek bir öyküsü olduğunu söyleyemeyiz. Ancak bir şemsiye başlık koyabiliriz: Bir arayışın öyküsü! Sıfır Dediğimde bazen iç içe geçmiş birden çok öyküden oluşuyor. Belki bir filme fazla gelebilecek bir sayısal fazlalık bu. Ancak yönetmen, büyük bir ustalıkla finalde toparlıyor mevzuyu. Ve üstelik seyirciye de zihinsel egzersiz yapma alanı bırakarak.
Bir güzel sanatlar öğrencisi kızın, tarihî değeri yüksek olan bir kitabı kaybetmesiyle başlıyor film. Kitabı nerede unuttuğunu hatırlamayan genç kıza, bir psikiyatrist yardım ediyor. Yapılan hipnoz seansı ile genç kızın zihnine yolculuğa başlıyoruz. Kız kitabı nerede unuttuğunu hatırlıyor hatırlamasına da, acaba kitabın başına neler geliyor? Doktorun da merak ettiği bu sorunun peşine düşüyor izleyici ve bir masal-gerçeklik karışımı serüvenin orta yerinde buluyoruz kendimizi. Film henüz cevabını vermediği sorulara inat, habire düğüm atarak ilerliyor. Ve final...
Şairler Sultanı, Çile'sinde şöyle diyor: "Ne yalanlarda var ne hakikatta / Gözümü yumdukça gördüğüm nakış / boşuna gezmişim yok tabiatta / içimdeki kadar iniş ve çıkış!" Bilimsel bir yöntemle insanın zihninde yapılan görsel bir keşif sanki Sıfır Dediğimde... Ve çok önemli diyaloglar ve göndermeler ile. Bu nedenle filmi ecnebi yapımı Hücre, Çizgi Ötesi gibi filmlerle karşılaştırmak bahtsızlığına düşmesin kimse. Müziği yapan sanatçının ismini ilk defa duyuyorum. Zaman zaman yönetmen makyaj olarak kullanmış ise de, müziği filmin ruhunu daha yukarılara çekiyor. Belki 'görsel efektler daha iyi olabilirdi' diye bir düşünce oluşsa da, masal, minyatür gibi bir dünya betimlendiği için, buna da gerek kalmıyor bence. Sıfır Dediğimde'nin en büyük handikabı; onu izleyen kişilerin yeterli donanıma sahip olup olamayacağı. Zira izleyicisini belli bir düzeyde kabul edip öyküsünü anlatıyor film. Bu nedenle filmin sadece merak ve polisiye-heyecan yönüne tutularak sonuna kadar gittikten sonra, sinemadan çıkıp "Ee n'oldu şimdi?" diye soran izleyici de çıkabilir düşüncesindeyim.
"Hikmet müminin yitiğidir." der kutsal metin. Bu yitiğe inanılmaz derecede yaklaşmayı başarmış bir masal avcısı yönetmen Yorgancıgil. Sıra dışı bu filmi kaçırmamanızı öneririm.
SIFIR DEDİĞİMDE
Yönetmen: Gökhan Yorgancıgil
Oyuncular: Damla Tokel, Görkem Yeltan, Hazım Körmükçü, Oktay Kaynarca, Özge Özder, Özhan Carda, Semih Sergen
M. NEDİM HAZAR/Zaman

Uyghur Girls & Uyghur Music - Dost Xénim (Henim) - Uygur Kızları
Etiketler: Sıfır dediğimde, SİNEMA ELEŞTİRİSİ, Yitiğin peşinde







